BİR SEVDADIR URFA

Şanlıurfa benim için Türkiye’nin geleceğidir.
Şanlıurfa, Güneydoğu Anadolu Projesi’nin merkez şehri olup aynı zamanda manevi havası ile “Peygamberler Şehri” diye anılmaktadır.

Üniversitede okuduğum yıllarda İranlı bir öğrenciden şöyle bir darbı mesel dinlemiştim: “İstanbul öyle bir şehirdir ki onu gören ya İstanbul’a yerleşir kalır; veya İstanbul’a gelen yollarda ölür ya da İstanbul hasretinden ölür.” Şanlıurfa için de aynı şeyleri söyleyebiliriz. Urfa’da bir deyim var: “Urfa’ya gelen ağlar, giden ağlar.” Şanlıurfa’ya tayin edilen memur, gelen ziyaretçi, eğitim için gelen öğrenci Şanlıurfa’yı kötü zannederek tasalanır, üzülür. Fakat gelip görünce ana kucağı gibi sıcak ve şefkatli kolları arasında Şanlıurfa’ya sevdalanır, ayrılmak istemez. Bu sebeple Şanlıurfa’dan her ayrılık ağlamaklı olur.

Uzun yıllardan beri siyasetin içinde yer almaktayım. Şanlıurfa’da siyaset yapmak ve hizmet etmek, ibadet etmekle eşanlamlıdır. Şanlıurfa benim için Leyla ile Mecnun’un aşkına benzer. Kendimi Mecnun kabul edersem, halen Leyla’mı arıyorum diyebilirim.

Şanlıurfa’nın insanına, dağına, taşına, kuşuna her şeyden önce sevgi beklemedikçe, sevda duymadıkça hizmetin şevki olmaz. Bir tek kara sevdamız vardır; o da Şanlıurfa’dır. Bu sevdanın uğruna her zahmeti çekmeye razıyız. Yeter ki Şanlıurfa yücelsin, layık olduğu yere gelsin.
Şanlıurfa dünün yoksulluğunu, çaresizliğini artık geride bırakmıştır. Yarına umutla heyecanla bakmaktadır.

18 Nisan 1999 tarihinde yapılan milletvekili seçimlerinde Şanlıurfa’dan milletvekili seçildim. Benim için hem talih hem de kara talih olmuştur. Mecliste yemin ettikten sonra partim muhalefet partisi olarak yerini aldı. Ben de artık muhalefet milletvekiliydim. Bu dönemde Türkiye en büyük iktisadi buhranını yaşıyor. En büyük küçülme, büyük projeleri gerçekleştiremeyen, her şeyi fara kaldıran bir iktidar anlayışı, bütçesi tükenmiş bir hükümet, diz boyu işsizlik had safhada. Bunlara daha bir olumsuz tabloyu eklemek istemiyorum. İşte bu şartlarda milletvekili oldum.

Şanlıurfa, günlük hayatı ön plana almaktadır. 3 yıllık milletvekilliğimde bu konuda bazı tespitlerim oldu. Hastasına hastanede yatak bulmak, tedavi ettirmek, memur ise tayinini yapmak, çiftçi ise sorununu çözmek, taziyesine gitmek, ziyaret etmek, halini hatırını sormak seçmenimizin en başta gelen arzularıdır.
Ancak benim milletvekili olarak ve bir aydın olarak mesuliyetim farklı olmalıdır diye düşünmekteyim.

Şanlıurfa’nın ve Şanlıurfalının günlük hayatı ile ilgili bütün detaylar ile ilgilenmekteyim. Gereken ne ise yapmaktayım. Bunların dışında esasen benim görmek istediğim Şanlıurfa’da yeni fabrikaların kurulması ve dünyanın her tarafına açılan “Akçakale Gümrük Kapısı”, yarım kalmış “GAP Uluslararası Havalimanı”, “500 Yataklı Hastane”, “II.Organize Sanayi”, “Serbest Bölge”, “30 Bin kişilik stadyum” ve “Otoyollar” ın bitirilmesidir.

En önemli meselelerimiz, bu ikinci bölümde saydığımız şeylerdir. Bu üç yıllık sürede Şanlıurfa ve ilçelerinden gelen yaklaşık 3.000 hastaya yatak, doktor, ilaç bulmaya gayret ettim. Çeşitli köylere içme suyu, asfalt yol, belediyelere çeşitli maddi yardımlar sağladım. Bütün bunları isimleriyle yardım miktarlarıyla burada zikredebilirim. Ancak biz bu günlük sorunların çözümünü sağlayabildiğimiz için çok önemli görmüyoruz. Artık bölgenin insanı rızkını temin etmek için Çukurova’ya pamuk işçisi olarak gitmeyecektir. Şanlıurfa ovaları sulandığı zaman (Suruç, Bozova, Siverek, Hilvan, Viranşehir, Ceylanpınar) burada yaşayanlar kendi toprağını işleyecek yeni yeni ürünler alınacak, tarımla birlikte zenginlik artacak böylece hem eğitim hem de sanayi gelişecektir.

Benim tek gayem bunların tamamlanmasıdır. Bunları meclis kürsüsüne defalarca taşıdık. Bakanların makamlarında takipçisi olduk.

Eserler millete aittir. Ancak eserlerin hangi dönemde ve hangi siyasi tarafından yapılması önemlidir. Bizim gayemiz şan-şöhret olamaz. Benim davam; mavi gökle, çatlamış toprak arasında ızdırap çeken insanımızın derdine çare bulmaktır. Bu manzumeden olarak özel sektörü Şanlıurfa’ya çekmek için çok çabaladım. Bölgemize yatırım yapmak isteyen iş adamlarımıza yardımcı olmak için her zaman mesai harcadım. Bugün bunların bazıları faaliyete başlamış durumdadır.

Bölgemiz için çok önemli olan “Akçakale Sınır Kapısı” gayretlerimiz sonucu temel atma aşamasına getirilmiştir. Akçakale Gümrük Kapısı, Urfa’nın kaderini değiştirecek çok önemli bir yatırımdır. Suriye-Türkiye arasında gelişen ilişkilere bağlı olarak hem ticaret hem de ziyaret kapısı olacaktır. Üretilen malların Ortadoğu Pazarına gidişi bu kapı vasıtasıyla olacaktır yapılacaktır. Bilindiği gibi kutsal kentlerden en önemli merkezlerden biri Şanlıurfa’dır. Hac’a gidiş karayolu olarak düşünülürsei bu kapı sayesinde Hac ziyareti Urfa’dan başlayıp, Mekke-Medine’de son bulacaktır.

Şanlıurfa’nın geleceği ile ilgili çok önemli gördüğüm “Haleplibahçe Temalı Park Projesi” tarafımdan ısrarla takip edilmiştir. Belediye ve Turizm Bakanlığı arasında imza aşamasına getirilmiştir. Ancak belediyenin olumsuz görüş belirtmesi ve belediye encümen üyelerinin projeyi reddetmesi Şanlıurfa’yı bu imkandan mahrum bırakmıştır. Önümüzdeki yıllarda Şanlıurfa Serbest Bölgesi’ni mutlaka hizmete açmak gerekmektedir. TBMM KİT Komisyonunda bu konuyla ilgili çalışmalarımız devam etmektedir. Hem dünyanın, hem Türkiye’nin geleceğinde Şanlıurfa önemli bir konumda olacaktır. Biz siyasetçiler gelecekte şekillenecek dev Şanlıurfa’yı meydana getirme gayreti etmeliyiz.

Siyasetçi gelecekten haberdar olan, kimsenin düşünmediğini düşünen kişidir. Biz Şanlıurfa’nın geleceğini görüyoruz. Biz Şanlıurfa’nın önünde Harran Ovası, arkasında Fırat Nehri’nin olduğunu biliyoruz. Biz Şanlıurfa’nın kabiliyetine, çalışkanlığına, teşebbüs gücüne inanıyoruz. Bu düşüncelerle gayretimize devam edeceğiz. Yeni projeleri gündeme taşıyarak, yeni ufuklara doğru Şanlıurfa’yı taşımaya devam edeceğiz.

Allah yardımcımız olsun.

Mehmet YALÇINKAYA

Ağustos 2002/Ankara