KOÇ-ATA ŞANLIURFA’YA KOLAY MI KURULDU ?

Dosyayı İndirmek İçin Buraya Tıklayınız.

 

          1999 yılında milletvekili seçilip Şanlıurfa’nın temsilcisi olarak meclise gelmiştim. Siyasette inandığım bir hakikat vardır. Siyasete daha evvel hazırlanmış olan, yani kafasında bazı düşünceleri olgunlaştıranlar, alt yapısı olanlar ve birikimi olan politikacılar fırsat ele geçtiği zaman, düşüncelerini hayata geçirirler. Yani başarılı olurlar.

          Ancak, daha evvelden fikren hazırlık yoksa, milletvekili seçilseniz dahi bir şey yapamazsınız. Çünkü her işin bir ön hazırlığı gerekir. Bu süreyi işin içerisinde kullanırsanız, zaman tanıdığınıza imkân tanımaz.

          Şanlıurfa milletvekili olarak zaman dilimini ikiye bölmüşümdür. Birinci zaman diliminde, Şanlıurfalının hastasına yatak, oğluna iş bulmak, taziyesine uğramak, tayiniyle ilgilenmek vs. konularına çok ehemmiyet veririm. Siyasi de bunlara çok dikkat etmek zorundadır.
Her Şanlıurfalı bunları bekler ve ister. Bunlar insani ilişkilerdir. Bunların istenmesi tabiidir.

          Zamanın ikinci dilimiyle yarınlara, ötelerin ötesini düşünmek ve bununla ilgili plan, proje yapmak ve icraat gerekir. Şanlıurfa’nın devasa yatırımları hem bölgemizi hem Türkiye’yi hem dünyayı değiştirecek dev yatırımlardır. Bunların insanımızın hizmetine vermek siyasetçilerin işidir.
Suruç, Ceylanpınar, Viranşehir, Hilvan sulamalarını bitirmek siyasilerin işidir.
Mecliste Şanlıurfa’yı bir dünya şehri yapacak bitirilmesi, yeni projelerin ilave edilmesi idealimiz olmuştur. Bütün bu gayretlerimize Türkiye ve Şanlıurfalı hemşerilerimiz şahit olmuşlardır.

          İlimize yapılan yatırımların %90’ı devlet tarafından yapılmıştır. 2000’li yıllardan sonra devlet yatırımları azalmış, mevcut yatırılar özelleştirme vasıtasıyla elden çıkarılmıştır. (Et ve Balık Kurumu – Zirai Aletler Fabrikası – Zirai Donatım Kurumu) o zaman yapılması gereken özel sektörü Şanlıurfa’ya çekmek gerekiyordu. Koç-Ata grubu bu yatırıma karar verdiğinde yeğenim bu firmada danışman olarak çalışıyordu. Ancak, Şanlıurfa’da uygulanan 3083 sayılı Tarım Reformu Yasası bu yatırımı engelliyordu. Yasanın özü ve ruhu şudur: Tarım arazisi üzerine hiçbir tesis, fabrika, işletme kurulamaz Amaç tarım arazilerinin amaç dışı kullanımını engellemekti. Yasa böyle olunca bürokratların eline fırsat geçmişti. Bu konunun gerekçelerini bahane ederek yatırıma imkan tanımadılar.

          Yeğenim Ata grubunun temsilcisi Caner Dikici’yi yanına alarak Türkiye Büyük Millet Meclisine getirdi. Caner Bey bir yıldan beri hayvancılık tesisini kurmak için gayret ettiklerini, Tarım Bakanlığındaki bürokratları, Tarım Reform Genel Müdürlüğünü aşamadıklarını izah etti. Bunun yanında tesisin, yirmi bin büyük baş ineği alacağını, on bin ineğin sözleşmeli çiftçiye dağıtılacağını, hayvan ve yemin firma tarafından karşılanacağını, sütün günlük olarak toplanacağını, en az on bin kadına kendi evinde iş verilmiş olacağını anlatı. Bunun yanında 10 milyon dolarlık yatırıma kendi evinde iş verilmiş olacağını anlattı. Bunun yanında 10 milyon dolarlık yatırma ilaveten ileride entegre et ve kesim tesislerinin ilave edileceğini söyledi.

          Caner bey uzun zamandır sorunu çözemeyince Adıyaman Valisine başvurduklarını, valinin bin dönüm araziyi bedava tahsis edeceğini söyledi. Bütün bunları dinledikten sonra Caner Bey’e şunları söyledim: 1980’lerin Türkiye’sinde çok büyük terör ve anarşik olaylar oldu. Ülkenin 100 milyar dolar maddi zarar ve 40 bin insanı kaybetti. Bütün bu olaylar Güneydoğu Anadolu bölgesinde, özellikle Diyarbakır, Şırnak, Batman, Adıyaman’da oldu. Terör bu bölgeyi kan gölüne çevirdi. Terör hayatı çekilmez hale getirdi.

          Herkes bu vilayetlerdeki yatırımlarını, köylerini, evlerini bırakarak, batı bölgelerine göç etti Ancak, Şanlıurfa bu bölgede barış adası olarak kaldı. Anarşi ve terör Şanlıurfa’ya giremedi Şanlıurfa sağduyuludur. Ülkenin birlik ve beraberliğinin her zaman kalesi olmuştur. Bu sebeple yapılacak yatırım çok önemlidir. Adıyaman’da verilecek bedava yer tahsisi sizi heveslendirmesin. Yarın yine bu illerin kan gölüne dönmeyeceğini kim garanti edebilir? Ama Şanlıurfa her zaman barış ve sükûnet diyarı olarak kalacaktır. Tesisin geleceği açısından Şanlıurfa’da kurulması gerekir. Ben muhalefet milletvekiliyim. Ancak., Tarım Bakanlıyla oda komşuluğumuz ve dostluğumuz var. Bana fırsat ve zaman tanırsanız biz bu izni alırız. Siz işletmeyi Şanlıurfa’da kurmuş olur, Şanlıurfa da bu önemli yatırıma kavuşmuş olur. Anlattıklarımdan tatmin oldu. Peki siz yaparsanız bekleyeceğiz dedi.

          Tarım Bakanı Prof. Dr. Hüsnü Yusuf Gökalp’la görüştüm. İlgili 3083 sayılı yasanın bir yerinde şunu söylüyor dedim. Bakana bugünkü şartlarda devletin Güneydoğu’ya yatırım yapması durma noktasına gelmiştir. Yapılacak şey özel sektöre zorluk çıkarmadan teşvik ederek, bölgeye çekmek gerekir dedim. Bakan bey bana hak verdi. Tarım Reformu Genel Müdürü Ahmet Hamdi Koca’yı çağırdı. Sorunu ondan dinledi. İzinin verilmesi hususunda gayret ve dirayet gösterdi. Genel Müdüre Sakarya, Bursa ovaları sanayiye yağmalanırken, kimya fabrikaları kurulurken hassas davranmayan bürokratlar, neticede bir tarımsal faaliyet olan hayvancılık tesisine izin verilmesi gerektiğini söyledi.

          Genel Müdür aslında Şanlıurfa’da yapılacak tesisin iznine karşı değildi. Ancak, genel Müdür’ün altındaki kardı iznin engellenmesi için elinden geleni yapıyordu. Bir yılı aşkın bir süre Tarım Bakanlığı bürokratlarıyla iznin verilmesi ilgili mücadele ettim. Bakanın kararlılığı karşısında çaresiz emre boyun eğdiler. İzni almıştım. Mutluluktan uçuyordum. Sanki benim tarlama, benim fabrikanın iznini almıştım İzin yazısını alıp Koç-Ata grubu sorumlusu Caner Bey’e ulaştırdım.

          Tören atma töreninde bulunmak üzere Tarım Bakanı Prof. Dr. Hüsnü Yusuf Gökalp’la birlikte Şanlıurfa Çamlıdere tesis alanındaki yere gittik. Temel atıldı. Koç Grubu Başkanı Rahmi Koç’la ilk defa orada el sıkıştık. Rahmi Koç’a kendisi bu tesisin kurulması için parayı karşıladığını, ancak, zahmeti benim çektiğimi anlattım. Yatırım izni almak, parayı vermekten daha çetindi. Yine Şanlıurfa’da yatırım yaptığı için şahsına teşekkür ettim. Koç grubu Şanlıurfa’da yatırıma devam ettiler. Domates, salça fabrikasını Bursa’dan Şanlıurfa’ya taşıdı. Bozova ilçesinde çok büyük alanda domates yetiştiriciliği başladı. Koç grubuna kiraya vererek kira geliri, üretilen sahlarda çalışarak iş sahibi oldular. Bu yatırım gelecek firmaların önünü açacaktı.